Featured Posts

Sanatta Kadın Temsili

March 2, 2015

Sanat tarihine bakıldığında 20.yy’a kadar yadırganmayan bir durum vardı: ‘Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?’ Feminizmin doğuşu işte bu soru ile başladı. 1971’de yayınlanan Linda Nochlin’in makalesi toplumun yapısını ve kültürünü eleştirerek kadının maruz kaldığı ayırımcılığa dikkati çekti. Kadının hangi şartlardan dolayı sanat üretimine katılamadığı konusu araştırılmaya başlandı ve istatistiksel bilgiler ışığında teoriler ortaya atıldı.

 

Bu makale ilk dönem feministlerini harekete geçirdi ve tarih boyunca sanat yapmış ama ismi duyulmamış kadınlar araştırıldı, sivil toplum örgütleri kurularak onlara sahip çıkıldı.

 

İkinci kuşak feministleri ise erkek egemen toplumda kadının nasıl ifşa edildiği ile ilgilendiler. ‘Sınırları erkeklerin koyduğu ve kaideleri erkeklerin belirlediği sanat dünyasının’ yarattığı kadın temsilleri klişelerini sorguladılar.

 

Yaşadığımız kuşağın feministleri kendilerini ‘sanat dünyasının vicdanı’ olarak tanımlayan Gerilla Kızlar. Sanat pratiğini eylem alanına dönüştürerek izinsiz poster asmak, küratörlere, koleksiyonculara mektuplar göndermek gibi aktivist eylemlerde bulunuyorlar. İsimlerini her zaman gizliyorlar. Goril maskeleri kullanıyorlar. Gerilla Kızlar kendilerinden önceki feminist kuşaklar gibi ‘özcü’ olarak eleştirilmemek için eylemlerini tarafsız istatistiksel araştırmalar üzerine yapıyorlar. Bir posterlerinde ‘kadınların modern sanat müzesine girebilmeleri için çıplak mı olmaları gerektiği’ sorusunu sordular. Bu sorular çeşitlendi, çoğaldı ve eylemleri ses getirmeye başladı. Zamanla davetler almaya başladılar. Hatta eleştirdikleri ‘Hollywood’dan bir feminist belgeseli çekme teklifi bile aldılar. Tabi cevapları aktivist bir poster ile teklifi geri çevirmek oldu.

 

Her kuşağın feministleri sanatta kadının seyirlik bir nesne olarak kullanılmasına karşı çıktı. Bu kuşağın feministleri galeri sistemini, Hollywood klişelerini, ırk ayrımcılığını, sanat tarihini ve cinsiyet yönelimlerini eleştirerek ‘sanatı ideolojik bir temsil alanı’ olarak kullanıyorlar.

 

Sanat, toplum kültürü ile paralel gelişen ve içinde yaşanılan zamanın kültürünü çok net biçimde bize gösteren bir kaynaktır. Türkiye’de reform yaratacak kadar feminist hareket platformu oluşmadı. Kadının maruz kaldığı ayrımcılık, töre cinayetleri ile kadının söz sahibi olmadığını vurgulayan gelenekler sanat eserlerinde yeterince eleştirilmedi veya toplumda farkındalık yaratacak kadar ses getirmedi. Birkaç sinema filmi belki ‘kadın’ konusuna değinerek farkındalık yaratmaya çalıştıysa da feminist ruh taşımadığı için onlar kadar agresif ve şiddetli olamadı. Yeni kültürün oluşması zaman alır, bu tip eserler ve eleştiriler çoğaldıkça kadına bakış da değişecektir. 

 

Please reload

  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic

Yeni Haberler

June 20, 2017

1/3
Please reload

Recent Posts

June 20, 2017

January 1, 2017

October 5, 2016

Please reload

Search By Tags
Follow Us